21 Şubat 2018 Çarşamba

Diren Coşkun ölüm orucunu 27. gününde kazanımlarla noktalıyor

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde tutulan vegan-anarşist transeksüel tutsak Diren Coşkun 25 Ocak 2018'den beri sürdürdüğü ölüm orucunu dün (20 Şubat 2018) avukatlarının cezaevi yönetimi ile görüşmesi ve Diren'in taleplerinin karşılanacağı sözünü almasıyla bir süreliğine durdurdu. 



Diren Coşkun ölüm orucuna cinsiyet geçiş ameliyat sürecinin başlatılması, kötü muamelede bulunan cezaevi personelinin cezalandırılması, yemeklerinin vegan beslenmeye uygun olması gibi taleplerle başlamış ve süreç boyunca kamuoyunun desteğini arkasına almıştı. Diren'le birlikte kadın, LGBTİ ve hayvan hakları gruplarından pek çok aktivist süreli açlık grevine girmiş, Diren'in cezaevi görüş arkadaşı aktivist Kıvılcım Arat da Diren'le birlikte ölüm orucu eylemi yapmış ve 15 gün bedenini direnişe yatırmıştı.



Diren Coşkun'un eylemine destek için kurulmuş olan Diren'e Ses Ver platformu, dün bu gelişmeyi takipçileriyle paylaştı. Platformdaki arkadaşları, Diren'in taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağını dikkatle izleyeceklerini ve Diren'in ölüm orucunu bir süreliğine durdurduğunu belirtti:

Diren’den Haber Var

Diren 25 Ocak’ta başladığı ölüm orucunun 27. gününde iken ailesi, arkadaşları ve avukatları olarak bugün Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na gittik. Güne Kıvılcım’ın görüş yasağı haberini alarak başlamış olsak da; hapishane yönetimi ile Diren’in ilk etaptaki talepleri olan lazer epilasyon, vegan beslenme ve hapishane çalışanlarının Diren’in trans kimliğinden kaynaklı takındığı ayrımcı tutumlarının son bulması hususlarında görüştük. Bu taleplere ilişkin yaptığımız görüşmede hapishane yönetimiyle, süreci birlikte yürüteceğimize dair uzlaşıya vardık. Önümüzdeki günlerde ailesi, arkadaşları ve avukatları olarak Diren’in tüm taleplerinin karşılanması için hukuki sürecin takipçisi olacağamızı Diren’e de ilettik. Kendisi ile yaptığımız görüşmede, taleplerine ilişkin atılacak adımlarda hapishane yönetiminin süreçle ilgili işbirliği doğrultusunda ölüm orucunu bir süreliğine durdurma kararı aldığını söyledi. Diren kendisiyle dayanışan herkese öncelikle teşekkür ettiğini ve kendisiyle beraber açlık grevine ve ölüm orucuna başlayan arkadaşların eylemlerini sonlandırmasını istediğini iletti. Bu gelişmeler üzerine Kıvılcım da ölüm orucunu bitirdiğini beyan etti.


Diren için dayanışma grubu olarak önümüzdeki günlerde daha detaylı bilgilendirme yapacağız. Bu süreçte Diren’e ses veren herkese teşekkür ediyoruz.

1 Şubat 2018 Perşembe

Osman Evcan'ın vegan yemek hakkı yine gasp ediliyor - Sessiz kalmayalım!

Cezaevlerindeki işkence koşullarına ve vegan yemek hakkının elinden alınmasına karşı önceki yıllarca defalarca direnişe geçen, girdiği süreli ve süresiz açlık grevlerinden kazanımlarla çıkan vegan-anarşist tutsak Osman Evcan, Silivri Kapalı Cezaevi'nde kendisine eksik verilen/etli verilen/şiddetli mide ağrılarına yol açan yemekleri Ekim 2017'den beri reddediyor; kendi imkanları ile kantinden sağlıklı, vegan besinlere erişmeye çalışıyor. 



2011'deki 42 günlük açlık grevinin neticesinde yönetmeliğe girmiş olan vegan yemek hakkı, OHAL döneminde yeniden gasp edilen Osman Evcan, yaşadığı baskıları ayrıntılarıyla anlattığı dilekçelere hiçbir somut karşılık alamayınca başta veganlar ve anarşistler olmak üzere tüm yoldaş ve dostlarını kendisiyle dayanışmaya çağırdı. Konunun takipçisi olalım. Telefon ve dilekçe yağmuru, suskunluğumuzu bozmak için iyi bir başlangıç! Yapılan her başvuru, Osman'ın yanında dört duvara sıkıştırılmayacak kadar fazla arkadaşı olduğunu göstermek adına önemlidir!



BİMER ÜZERİNDEN GÖNDERİLEBİLECEK ÖRNEK DİLEKÇE:



T.C. ADALET BAKANLIĞINA,
CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA,
SİLİVRİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA,

Konu: Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutulmakta olan Osman Evcan'ın şikayetleri

Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu C9-71'de tutulmakta olan hükümlü Osman Evcan, uzun yıllardır vegan bir hayat sürdürmekte, yani menşei hayvan olan hiçbir gıdayı, katkı maddesini, ürünü kullanmamaktadır. Adı geçen hükümlünün şu anda en temel hakkı olan beslenme hakkından mahrum edildiğini kaygıyla öğrenmiş bulunmaktayım. Cezaevi idaresi son derece keyfî bir tutum sergileyerek adı geçen mahpusun yaşamına, en temel haklarına saygı göstermemekte, bağlı bulunduğu Adalet Bakanlığının yönetmeliğinde hükme bağlanan iaşe miktarını temin etmeyerek mahpusu kendince cezalandırmak istemektedir. 

Osman Evcan'ın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına 26.10.2017 tarihinde 2017/18672 çıkış numarasıyla yazdığı dilekçe, T.C. Adalet Bakanlığına 15.11.2017 tarihinde 2017/20131 çıkış numarasıyla yazdığı dilekçe ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna 27.11.2017 tarihinde 2017/20817 çıkış numarasıyla yazdığı dilekçe adeta sistematik bir ihmalkarlıkla görmezden gelinmiştir. Osman Evcan bu dilekçelerinde özetle Silivri Kapalı Cezaevi personeli ile Silivri Açık Cezaevi mutfak personeli arasındaki sözde anlaşmazlık sebebiyle kah eksik kah etli yemekler getirildiğini, en sonunda 11-13-19 Ekim tarihlerinde getirilen yemeklerin midesini günlerce şiddetli ağrıtacak kadar zehirli çıktığını, bu nedenlerle Ekim 2017 ortalarından bu yana iaşe hakkını almadığını yazmış; kendisiyle alay eden, onu açlıkla veya karın ağrılarıyla terbiye etmeye kalkışan tüm yetkililer hakkında soruşturma başlatılmasını talep etmiştir. Hükümlü, aylardır yaşadıklarını dilekçelerde "hak ihlalinin yanı sıra manevi değerlerime yönelik sistematik taciz girişimi, psikolojik işkence" olarak tanımlamıştır.

28 Mart 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanan "Hükümlü ve Tutuklular İle Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"e göre vegan-vejetaryenlerin talepleri iaşe miktarıyla sınırlı kalmak üzere karşılanır. Yönetmeliğin 9. Maddesini açıkça ihlal eden personelinizin bu davranışları, adı geçen hükümlüye yönelik sistematik şiddettir. Bu ayrımcı ve küçük düşürücü davranışlar, yalnızca evrensel hukuk normlarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti ilkesini çiğnemekle kalmıyor;  aynı zamanda Adalet Bakanlığının kendi çıkardığı yönetmeliğin amir hükümlerini uygulamaktan aciz olduğu izlenimi uyandırıyor.

Talep: Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu C9-71'de tutulan Osman Evcan'ın (1) yukarıda anılan yönetmelik maddeleri gereği mevsimlik, sağlıklı, vegan yemek ihtiyacının ivedilikle ve düzenli olarak karşılanmasını, (2) yukarıda cezaevi çıkış numaraları yazılı dilekçelerin ayrıntısıyla incelenmesini ve sorumlular hakkında idari soruşturma başlatılmasını, (3) tarafıma bu husustaki girişimleriniz hakkında bilgi verilmesini saygılarımla talep ederim.

Ad Soyad:.......
TC Kimlik No:..............
E-Posta:.......



ŞİKAYETİNİZİ FAKSLA VEYA ARAYARAK DA İLETEBİLİRSİNİZ:
T.C. Adalet Bakanlığı / Telefon: 0312 417 77 70  Faks: 0312 419 33 70
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü / Telefon: 0312 204 10 00 Faks: 0312 223 60 07
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu / Faks: 0312 420 53 94
Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu / Telefon: 0212 726 06 86 Faks: 0212 726 06 87

23 Ekim 2017 Pazartesi

Vegan beslenme tablosu: indirin ya da dağıtım noktalarımızdan alın!

"Sömürüsüz, ilaçsız yaşam için adım daha" dileğiyle üç yıl önce müjdelediğimiz vegan beslenme tablosu, mutfaklarımızı süslemeye ve önyargıları deşmeye devam ediyor.



Henüz edinmemiş olanlar için indirme yolları ve mekan kapıları sonuna kadar açık! :)

İstanbul'daki güncel dağıtım noktalarımız şöyle:
(Istanbul delivery points for vegan nutrition chart in Turkish -or download)

-Mahatma Cafe: Macit Erbudak Sokak, 50/A, Yeldeğirmeni, Kadıköy
-Vegan Dükkan: Soğancı Sokak, 8, Cihangir, Beyoğlu
-Cafe Beirut: Özdemir Sanat Pasajı, Merkez Cami Sokak, 23, Avcılar

Not: Bu çalışmayla ilgili eleştiri ve önerilerinizi yeryuzuneozgurluk@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

2 Mart 2017 Perşembe

Türkçe'deki Hayvan Hakları Külliyatı

Dedik ki oturalım, hayvan haklarını konu edinen Türkçe yayınlanmış (çeviri dahil) tüm kuramsal çalışmaların bir listesini yapalım. Tabii hayvan hakları dediysek o işin kolayına kaçmak, insanların aşina olduğu bir terim kullanmak için. Bu listede türcülüğe karşı epey değişik -bazen birbirine zıt- yaklaşımların temsilini bulmak mümkün. Gözümüzden kaçmış bir şey varsa yeryuzuneozgurluk@gmail.com üzerinden e-posta göndererek iletin ki listeyi tam ve güncel tutabilelim. 

Bu listeyi semtinizin/üniversitenizin kütüphanesini zenginleştirmek; yaptığınız akademik araştırmada işinize yarayabilecek, varlığından bile habersiz olabileceğiniz kaynaklardan faydalanmak ya da daha fazla kişinin hayvan özgürlüğüne dair farkındalık edinebilmesi için hediye edeceğiniz kitapları keşfetmek için kullanabilirsiniz. 

Üniversiteliler olarak kütüphane birimlerimize bir an evvel eksik hayvan hakları kitaplarını tamamlamaları için listedeki kitap isimlerini iletelim! Aktivistler olarak benzer listeleri LGBTİ, ekoloji, anarşi, sol, feminizm, vs alanlarında hazırlamak için kolları sıvayalım! Daha az kağıt israfı, daha az para; daha çok okuma grubu, daha çok ortak mücadele! ;) Sevgi ve dayanışmayla, 


1- Brian A. Dominick, Hayvan Özgürlüğü ve Sosyal Devrim, 2015, Fraksiyon Yayınları

2- Can Başkent, Türler ve Cinsler, 2011, Kibele Yayınları


3- Can Başkent, Vegan Tutsak: Osman Evcan ile Nehir Söyleşi, 2014, Propaganda Yayınları


4- Zülal Kalkandelen & Can Başkent, Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi, 2013, Propaganda Yayınları


5- Gary Francione & Anna Charlton, İnsan Neden Vegan Olur?, 2016, Metropolis Yayınları



6- Peter Singer, Hayvan Özgürleşmesi, 2005, Ayrıntı Yayınları


7- Carol J. Adams, Etin Cinsel Politikası, 2013, Ayrıntı Yayınları



8- Jeffrey Moussaief Masson, Tabağındaki Yüz, 2015, Paloma Yayınları


9- Tom Regan, Kafesler Boşalsın: Hayvan Haklarıyla Yüzleşmek, 2007, İletişim Yayınları


10- Sue Donaldson & Will Kymlica, Zoopolis: Hayvan Haklarının Siyasi Kuramı, 2016, Koç Üniversitesi Yayınları


11- Cogito Dergisi, Felsefede Hayvan Sorusu, Sayı: 80, Yapı Kredi Yayınları



12- Adil Bor, Kur'anda Hayvan Hakları, 2012, Düşün Yayınları



13- Gary Francione, Hayvan Haklarına Giriş: Çocuğunuz mu Köpeğiniz mi?, 2008, İletişim Yayınları


14- Jonathan Safran Foer, Hayvan Yemek, 2012, Siren Yayınları


15- Anonim, Hayvan Hakları ve Veganizm, 2013, Kült Neşriyat


16- David Degrazia, Hayvan Hakları, 2006, Dost Yayınevi


17- Çetin Nerse, Hayvan Hakları, 2016, Ayrıntı Yayınları


18- Engin Arıkan, Hayvan Hakları İnsan Hukuku, 2016, Ekin Yayınları




En son 2 Mart 2017'de güncellendi

3 Ocak 2016 Pazar

Kumkapı'da Yeni Yıl Selamı (Silvester zum Knast in Istanbul)


Kumkapı'da Yeni Yıl Selamı
(Silvester Zum Knast in Istanbul)
(New Year's Eve with captive refugees in Istanbul)


İstedik ki sınırsızca paylaşalım, ortada var olan umudu. Slogansızca dilsizce parmaklı pencereler ardına seslenmek ve kısa da olsa bir meram, küçük de olsa bir selam... Biliriz zaten herkes içinden mırıldanır bir ezgi, farklı dillerde herkes kendi derdinde. Bizler de meşrebimizce, içler dışlar ayrımı yapmadan, dışımızdan fısıldadık derdimizi dilimiz döndüğünce.



Sazını alan geldi, yeni yılı dayanışarak karşıladı pencere önü göçmen çiçekleriyle. Devamını örelim mi birlikte?

 


















19 Aralık 2015 Cumartesi

Bilgi Üniversitesi'nde söyleşi: Irkçılık ve İnsanmerkeziyetçilik

Yeryüzüne Özgürlük aktivisti ve Etin Cinsel Politikası kitabının çevirmenlerinden Güray Tezcan, Bilgi Üniversitesi Sosyoloji bölümü Çarşamba konuşmaları dahilinde 23 Aralık saat 16.00'da yapacağı sunumda türcülüğün ırkçılık, cinsiyetçilik ve militarizmle bağlarına değinecek, ardından da hayvan özgürlüğünün bazı farklı pratiklerine yer verecek. Sunumun ardından soru-cevaplı forumda meselenin beraber tartışılması amaçlanıyor.



Hitler milyonlarca Yahudiyi, Romanı, eşcinseli, engelliyi, sosyalisti kıyımdan geçirirken ikinci seçimini nasıl kazandı? Peki Auschwitz gibi imha kampı dizaynlarının Ford'un araba fabrikaları ve mezbahalar ile ne alakası var?...

Bugün hâlâ fiilen kölemiz olan hayvan, en apaçık öteki olarak karşımızda duruyor; ancak ötekileştirmenin ve köleliğin tarihi hayvanla sınırlı değil; aksine, ancak bütün köleleştirmeleri ve ötekileştirmeleri birlikte ele alabilmek, tahakküm karşıtı mücadeledeki hedefimizi keskinleştirebilir.

Tahakkümün tarihi ve bugününe dair birçok meseleyi tartışacağımız, insan-hayvan ve doğanın topyekün kurtuluşu için kendimiz başta olmak üzere medeniyetin tüm parçalarını eleştireceğimiz söyleşiler için Sosyoloji Bölümü'nün davetiyle Bilgi Üniversitesi'ndeyiz.

Dikkat: Konu, sağlıklı vegan beslenme veya hayvan sevgisi değildir.



23 Aralık 2015 16.00-18.00 İstanbul Bilgi Üniversitesi
E1 binası 303A salonu
Santral kampüsü, Kazım Karabekir Cad no:2 Eyüp
İletişim: 05346192849


Facebook davet linki
Bilgi Üniversitesi etkinlik haberi

Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir. Kampüse Kabataş iskelesindeki çeşmenin (Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi) önünden sürekli kalkan ücretsiz servislerle erişilebilir. Etkinliğe bisikletlerle de toplu ulaşım sağlanacaktır (Bisikletli toplu gelmek için: ruzgez@gmail.com).

23 Kasım 2015 Pazartesi

İzmir'de Üniversite Söyleşileri: Topyekün Özgürleşme Mümkün mü?

Hitler milyonlarca Yahudiyi, Romanı, eşcinseli, engelliyi, sosyalisti kıyımdan geçirirken ikinci seçimini nasıl kazandı? Peki Auschwitz gibi imha kampı dizaynlarının Ford'un araba fabrikaları ve mezbahalar ile ne alakası var?...

Bugün hâlâ fiilen kölemiz olan hayvan, en apaçık öteki olarak karşımızda duruyor; ancak ötekileştirmenin ve köleliğin tarihi hayvanla sınırlı değil; aksine, ancak bütün köleleştirmeleri ve ötekileştirmeleri birlikte ele alabilmek, tahakküm karşıtı mücadeledeki hedefimizi keskinleştirebilir.

Tahakkümün tarihi ve bugününe dair birçok meseleyi tartışacağımız, insan-hayvan ve doğanın topyekün kurtuluşu için kendimiz başta olmak üzere medeniyetin tüm parçalarını eleştireceğimiz söyleşiler için İzmir'e geliyoruz!

Dikkat: Konu, sağlıklı vegan beslenme veya hayvan sevgisi değildir.








*Yeryüzüne Özgürlük aktivisti ve Etin Cinsel Politikası kitabının çevirmenlerinden Güray Tezcan, yapacağı sunumlarda türcülüğün ırkçılık, cinsiyetçilik ve militarizmle bağlarına değinecek, ardından da hayvan özgürlüğünün bazı farklı pratiklerine yer verecek. Sunumların ardından soru-cevaplı forumlarda meselenin beraber tartışılması amaçlanıyor.





27 Kasım 14.00-16.00: Katip Çelebi Üniversitesi
Yabanci Diller Fak. Yemekhanenin alt kati 2 nolu derslik
Cigli 35620
Iletisim: 05536057662, 05071926862
http://on.fb.me/1lIdRKB

30 Kasım 10.00-11.30: Dokuz Eylül Üniversitesi
Guzel Sanatlar Fakultesi Rauf Beyru Konferans Salonu
Guldeste Sokak No:4 35320 Narlidere
Iletisim: 05554043530, 05549896763
http://on.fb.me/1QIBI9J

30 Kasım 12.30-14.30: İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Kutuphane Gosteri Merkezi
Gulbahce, Urla
Iletisim: 05397131265
http://on.fb.me/1Ii4Ah6

30 Kasim 19.00-21.00: Dokuz Eylul Universitesi
IMYO D Blok Cumhuriyet Salonu
35380 Buca
Iletisim: 05415448113, 05395941639
http://on.fb.me/1jkFyaD

Etkinlikler herkese acik ve ücretsizdir.

Facebook ortak etkinlik sayfasi icin tiklayiniz










25 Ekim 2015 Pazar

Rusyalı aktivist Victoria Pavlenko için dayanışma eylemi

Dün, Rusyalı hayvan hakları aktivisti dostumuz Victoria Pavlenko ile dayanışmak için, Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde bir protesto düzenledik. Victoria Pavlenko, koruma altına aldığı bir köpek nedeniyle 6 yıl hapis cezası ile karşı karşıya ve bölge mahkemesi kararıyla 31 Ekim'e dek ev hapsine mahkûm edilmiş durumda. 


Avrasya Hayvan Hakları Ağı ile birlikte düzenlediğimiz dayanışma eyleminde okuduğumuz basın açıklamasının tam metni ve İngilizce çevirisi:

4 Ekim 2015 Pazar

BİLDİRİ: 4 EKİM Dünya Hayvanlar Günü'nü kutlamıyoruz!

Aşağıda sıraladığımız sebeplerden, 4 EKİM Dünya Hayvanlar Günü'nü kutlamadığımızı deklare ediyoruz. 

"Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük" şiarı ile hareket eden Yeryüzüne Özgürlük Derneği olarak, aşağıda bir kez daha hatırlatmak istediğimiz iç karartıcı tablo nedeni ile 4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü'nü kutlamıyor, yaşanan hak ihlâllerinden, katliamlardan devleti ve göstermelik mevzuat çalışmaları ve girişimleri ile hayvanların haklarını değil, onların daha "insanî" koşullarda sömürülmesini, katledilmesini güvence altına alan hükûmeti sorumlu tuttuğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz.

- Türkiye’de sürmekte olan sokak hayvanlarının topluca katledilmesi, bu katliamların faillerine yönelik ciddi bir yaptırım uygulanmaması, binlerce hayvanı tecrit edebilecek kapasitede dev hayvan toplama ve tecrit kamplarının inşa edilmesi, barınakların birer temerküz kampına dönüştürülerek hayvanlara tecrit koşulları altında her türlü ölümcül hastalığın ve acılı ölümün reva görülmesi, bunlardan kamuoyunda yankı bulanların sadece idarî para cezaları ile geçiştirilmesi; tecavüz gibi çok ciddi acılara neden olan haksız fiillerin yok sayılması,




- Mezbahalarda ve hayvan çiftliklerinde sistematik bir şekilde yaşanan işkence, her türlü kötü muamele vb. hak ihlâlleri;




- Hayvanlı sirklerin Türkiye’de halen insanların eğlencesi için yaygın olarak ticarî faaliyetlerine, eğlence adı altında zulmün pazarlanmasına izin verilmesi;


- “Aquapark” ya da yunus gösteri/terapi merkezleri adı altında faaliyet gösteren ticarî zulüm ve hapishane işletmelerinin kurulması ve ruhsatlarının yenilenmesinden doğan birçok hak ihlâli,


- Hayvan deneylerinin iyice serbestleştirilmesi, devlet tarafından hayvan deneylerinin ve deney hayvanı yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi,


- Müebbetlik birer hapishane şeklinde faaliyet gösteren hayvanat bahçelerinin açılmasının teşvik edilmesi;



- İthalat vergi oranlarının düşürülerek okyanus ötesindeki ülkelerden Türkiye’ye canlı hayvan ithal edilmesi sırasında yaşanan hayvan hakları ihlâlleri,



- “Geleneksellik” kılıfı altında deve, boğa gibi hayvanların dövüşlerinin hâlâ yasaklanmıyor oluşu,


- Türkiye’nin dört bir yanında kurulan, kurulmak istenen hidroelektrik santraller, termik santraller, nükleer santraller ve maden arama, tetkik ve sondaj projeleri, hükûmetin mega/katil projeleri, kıyıların rant uğruna kapışılması ile yaban hayvanlarının zorunlu göce tâbi tutulması, binlerce hayvanın ölümü, birçok hayvan türünün ve ırkının yok edilmesi; rant uğruna ekosistemin yok sayılması,



- Son yıllarda teşvik edilen kürk ve deri sanayisinde öğütülen hayvanlara yaşatılanlar,


- Günümüzde bir köle pazarı gibi işleyen petshopların kurulmasını onaylayarak bu işkencehaneleri ruhsatlandırarak faaliyetleri boyunca sayısız hayvanı tüketim toplumuna pazarlarken ortaya çıkan hak ihlâlleri,


- Avcılığı hâlâ bir spor olarak gören devletçi zihniyet ile binlerce hayvanın, insanların eğlencesi için yaşamının acı dolu bir son ile bitmesi, avcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak için devlet avlaklarının kurulması ve avlanmak üzere yaban hayvanlarının devletçe yetiştirilip avlaklara salınması, "av turizmi" altında katliam ihaleleri açılması,


- Ulusal mevzuatın hâlâ hayvanı, hakları olan birer canlı birey olarak değil de mal olarak görüyor oluşu,

- Savaşlarla, bombardımanlarla ormanlar yakılırken, dağlar yerle bir edilirken bahsi bile geçmeyen hayvanların çok rahat bir şekilde gözden çıkarılması, can kayıplarına dâhil edilmemesi,




- Doğrudan hayvan hakları ile ilgili olmasa da "anayasal hak" diye bizlere "bahşedilen" ifade özgürlüğümüze,  hayvan hakları ve özgürlüğü için ya da ilişki içerisinde olduğumuz diğer toplumsal mücadele konuları hakkında düzenlediğimiz ve katıldığımız eylemlere yapılan polis saldırıları, gözaltı furyaları, bu ülkede yeni yeni yeşeren hayvan özgürlüğü hareketi üzerinde kurulmak istenen devlet baskısı...




Halkların kardeşliğinden rahatsız olanların, türlerin kardeşliğinden de söz edemeyeceğini; türlerin kardeşliğini benimsemeyenlerin mücadelesinin ise her daim eksik kalacağını düşünüyoruz.

Bu "özel" gün dolayısıyla Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi'ne taraf olan ve kendi ulusal mevzuatı ile de tüm hayvanların yaşam hakkının güvence altında olduğunu iddia eden ve yaşamı, hakları, can güvenliğini korumak yerine sermaye gruplarını korumayı seçen Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükûmetini bir kez daha kınıyor, müsebbibi olduğu, teşvik ettiği, onayladığı hayvan hakları ihlâllerinden dolayı teşhir ediyoruz. Devlet insan-hayvan ayırt etmez katleder.


Hayvanlara ve bizlere yaşattıklarınız, tanıklıklarımız nedeniyle yasa çalışmalarınızdan, anayasa taslaklarınızdan, içi boş demokratikleşme paketlerinizden, reformlarınızdan medet ummuyoruz, adaletinize inanmıyoruz, tahakkümü olumlayan genel ahlâkınızı reddediyoruz.

Topyekûn özgürlüğe dek mücadeleye devam!..